30 Ekim 2011 Pazar

Tarih

H.D. ile ilgili tarihe düşen notlar... :
Yeni Şafak
Haber Expres (Samsun)
akasyam.com (Samsun)

Haber 7
Yeni Şafak
Kuzey Haber Gazetesi
Yeni Şalpazarı Gazetesi
F5 Haber
sonhaberler.gen.tr
salpazarihaber.com
sondakikahaberleri.info.tr
emlakkulisi.com
netteyim.net

Rüşvete Hizmet

R.R.:
vicdan da, ruh da, qan da, exlaq da, hamsi rushvetin xidmetindedir...

Cevap:
vicdan, ..., ehlaq sahibi Azerbaycanlı gencler icraat görmeq yerine yalnız danışaraq hal hazırdakı şeraitleri tenqid elemeye davam etdiqleri sürece; bu şeraitlere xidmet eliyirler. men şexsen rüşvetci bir ailenin övladı olsam, en çox xoşum gelen şey rüşvetle bağlı söxbetler fırradmaq olardı ortalıqda. Çünkü, söxbetler fırrayanda belelikle camaat ailemden el çeker ve birbirlerini yeyerdi.

18 Ekim 2011 Salı

Türkiye Basketbol Federasyonu'na

Bir kesim Fenerbahçe taraftarının tekrarlı terbiyesizliklerine göz yuman TBF'ye(gsgmbim@gsgm.gov.tr) şikayet dilekçemi aşağıda belirtildiği üzere ilettim:
"2 Ekim 2011 Pazar" günü, TBF'nin hemen bitişiğinde yer alan Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynanan "Two Nations Cup" turnuvasının Panathinaikos-Fenerbahçe karşılaşmasında, Fenerbahçe'nin ve Panathinaikos'un skorları 61 olduğu müddet içerisinde, Fenerbahçe taraftarları tarafından kesintisiz olarak Trabzonspor'a karşı küfürlü tezahüratta bulunulmuştu.

Oynanan maçın ve organizasyonun Trabzonspor'la ilgisi olmaması bir kenara, saha içerisinde Fenerbahçe taraftarına yönelik hiç bir uyarı anonsu da yapılmadı.

Aradan geçen 13 günden sonra 15 Ekim 2011 Cumartesi günü Fenerbahçe taraftarının benzer harekette bulunduğu, Trabzonspor Resmi Websitesi'nde (http://www.trabzonspor.org.tr/default.asp?Sayfa=HaberDetay&IND=8564#Icerik) bugün yayınladıkları haber ile bildirilmiştir. 
Spor takımlarının bütçelerine ya da peşlerinde sürükledikleri kitlelere göre değil, eşitlik ve tarafsızlık çerçevesinde Fenerbahçe Spor Kulübü'ne maddi ve caydırıcı yaptırımların gereği üzere yapılmasını şahsım ve Trabzonspor A.Ş. adına sizlere arz ediyorum. 
Saygılarımla;
Talip ÖZDEMİR
 Gelişmeler dahilinde detaylar hakkında sizi bilgilendireceğim.

7 Ekim 2011 Cuma

Username Takıntısı

İnternet üzerinde sayısız insan var. Ki "Kullanıcı Adı" işi de internette ücretsiz dağıtımı yapılan bir şey. Uzun yolculuklarımda, yol kenarlarında rastladığım ücretsiz tuvaletler gibi yani. Ücretsiz olunca, herkes işine yarayan yer hariç her tarafın içine ediyor.

Son zamanlarda bir çok kişi gibi takıntı haline getirdiğim "internette tek sözcükle anılma" isteğime basit bir çözüm buldum. Kullanacağım kelimeyi "name + related word" yapıyorum. Çünkü başka türlü çözüm bulabilmek zor. İnternette her gün yeni bir sektör oluşuyor ve bunlardan bazıları siz duyana kadar meşhur oluyor. "username" takıntınız varsa, elbette bir şeyleri ıskalayabiliyorsunuz ve bu o kullanıcı adınızın ıskartaya çıkmasına sebep oluyor.

En iyi çözümü bulduğumu düşünüyorum.

youtube.com/talipmedia
fb.com/talipprofile
talipjournal.blogspot.com
.
.
.

Türkiye içerisinde Türkiye, dışarısında hakemdir.

R.R.:
"Qafqazlarda Azerbaycan, balkanlarda ise Albaniya suverenlik, sabitlik ve guclu regional movqe qazanmadiqca,Turkiyenin her iki bolgede super guclere qarshi oz siyasetini icra etmesi mumkun deyil..."

Cavab:
"Türkiye-nin böyle bir derdi olsa, buna ilk men qarşı çıxaram. Türkiye o dövletdir ki; aqidesi, öz yaxınlığı ve ortaq deyerleri olan ölkeler başda olmaqla bütün dünyada edaletsizliye uğrayan dövletlerin hüququnu savunmaq, güclenmelerine yardımçı olmaqdır. Türkiye-nin öz siyaseti yalnız öz serhadleri içerisindedir. Dişarıda yürütdüyü siyaset, o ölkelerin vetendaşlarının yerine özünü qoyaraq yürütdüyü siyasetdi.

Süper gücler müharibe ile yox, vaxt ve müzakire ile süper olmuşdur. Onlarla aramızdakı ferqin qalxması üçün, onların türetdiyi düşmançılıq  siyaseti oyununa gelmemeq ve müzakire xarakterimizi güclendirmeğe vaxt lazımdı. Vesselam.

"Sülhün icraçılığı" quşelerini tutmuş bugünkü kolonist süper gücler dururken, saxın ola düşman olaraq başqa gücsüz dövlet ve topluluklarda günah axtarmayın. Elbetteki "sülhün icracısıyam" deye özünden bexs eden böyük devletler düşmançılıq ve sülhbozan şeraitler töretmeye çalışacaq ki, netice tapılsa ora "sülh" adı/menası altında öz menfaatlerini daşıyabilsinler.

Tarixe ve kaderimize yaxşı baxalım. Dünen Osmanlı-nın düşdüyü veziyyete bugünün süper gücleri de düşebiler. Ermenistan-a bugünkü verilen, Sırbistan-a dünenki verilen rolu, oynamağımız üçün sabah bize de müraciet edilmeyeceğinin garantisini bize heç kim verebilmez.

Günahlandırmağa adam axtarırsansa, günah kolonizm iğlenen süper güclerdedi. Gücün çatmırsa onları günahlandırmağa, onda günahı özünde axtarmalısan. Özümde axtarmalıyam!"

5 Ekim 2011 Çarşamba

Vatan'la Mücadelem

Türkiye'nin saygın "bilgisayar ve teknoloji ürünleri" mağazaları zincirlerinden birisi olarak bilinen "Vatan Bilgisayar"a ikinci kez, ve irili ufaklı tehditlerimle dolu şikayet iletimi göndermiş bulunmaktayım.

Eğer ben şikayet sahibi olarak sıradan biriysem, bu "Vatan Bilgisayar" gibi kuruluşların olası saygınlıklarına tesir göstermeyebilir belki. Lakin eğer değilsem, bu başlık daha çôk su götürür...

Şikayetimle ilgili detayları, haklı ya da haksız olduğumla ilgili bir resmi cevap aldığımda sizlerle paylaşacağım.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Bütün İnsanlık Demiştik

Bütün insanlık, kendimizden başlar ve bütün insanlığa doğru ilerler. Lakin, bütün insanlığa ulabilirsiniz demiyorum. Kesinlik olmayabilir ama, inşallah vardır. İdeal olmayabilir ama, ideale yol almak vardır. Herkese ulaşmak olmayabilir ama, herkesi hedeflemek vardır.

Herkes nasıl hedeflenir ki? Herkes nasıl memnun edilebilir ki? Dünyadaki insanların sayısı kadar farklı karakter, farklı ayırım noktası ve farklı çatışmalar olabileceği söylendiği takdirde "bir kişi"nin herkesin odak noktasına yerleşebilmesinden nasıl söz edilebilir ki? İlginç ve karmaşık duruyor değil mi?

Lakin bu karmaşayı çözebilecek niteliklerde başka bir canlı yok yeryüzünde. Demek ki bunun üzerinde kafa yorma iradesi bizim elimizde. Lakin şu soru yönelebilir bana: "Neden bütün insanlık?" En uç olanları kendime sorarım ilk önce. "Herkes" ve "hiçkimse"dir çıkan sonuçlar. Hiçkimseyi seçmem için, çok itici sebepler gerekir. En şiddetli sebepler dahi olsa, bu kadar farklılıkları bir kürenin etrafında toplamak beni "herkes" sonucuna ulaştırır. Öteki türlü de zaten cevabım "herkes" olacaktır.

"Herkes"e faydası olamayacak bir şeyin, "hiçkimse"ye faydası olur. Varsındır, ya da yoksundur. Bir millete, devlete, gruba, canlı topluluğuna, cansız yığınına ya da başka kümeye, ya da bir bayana faydalı olmayı yeğlersin. Amaç olarak bunu belirlersin. Lakin; o belirli amaca yakınlaştıkça, o belirlilikten geriye kalan herşeye uzaklaşıyor olabilirsin, bilemezsin.

Onun için her zaman, herkese meyilliyimdir. Öyle olmalıyız. Yaşadığımız ortamdaki insanları biz belirlemedik. Yaşamayı hedeflediğimiz ortamlardaki insanları da biz belirlemiş olmayacağız. Düşmanlarımızı biz belirlemedik. Yaşadığımız ülkeyi, yaşadığımız ülkenin toprak sınırlarını, komşu ülkelerimizi, doğmuş olduğumuz milleti ya da etnik varlığı biz belirlemedik.

Biz belirleyebileceğimiz tek şey var; düşüncelerimiz. Bir insan düşünceleri kadar hür ya da tutsak olabilir. Maddi olarak kölelik devrinde ya da iradesinin kısıtlı olduğu bir devlet sınırları içerisinde dünyaya gelmiş olabilir. Lakin bu, o kişinin iradesi dışında olagelmiş birşeydir. Benim yapabileceğim tek şey, düşüncelerime yön verebilmektir.

Uzun lafın kısası demedik, birçok şeye değindik. Şimdi sıra geldi bütün insanlığa nasıl ulaşılacağına...

Kendimizden başlarız. Sahip olduğumuz hiçbir şeyin bizim irademizle gerçekleşmediği bilinciyle hareket eder, şahsımızdan geriye kalan herkese empati süzgecinden geçirdiğimiz davranışlarla hitap ederiz. Bu kadar basit. Kendimizden ve yakınımızdakilerden, uzağa ve bütün insanlığa doğru. Herkes bizim bildiklerimizi bilmiyor olabilir. Herkes bizim baktığımız kadar geniş açılı bakamayabilir. İnsanlara ne şekillerde ve nasıl ulaşabileceğimizi tespit etmeli, bir anda yakınımızdan uzağımıza nasıl iletişime geçebileceğimiz konusunda iyi organize olmalıyız.

Herşeyi Garantiye Almak

Başlangıcı yaptığımıza göre sıra, herşeyi garantiye almaya geliyor. Herşeyi garantiye alabilmek için, zihnimizin bir bloğunu komple olarak yeni bir başlangıca ayırmak durumundayız. Zihnimizin bir bloğu demek; aynı zamanda hayatımızın her bölümünde yeniliğe ayrılmış bir kısım demektir. Odamızın, taşınılabilir belleğimizin, zamanımızın, karakterimizin, yediğimiz içtiğimizin, soluduğumuzun... Kısacası herşeyin! Zihnimizdeki bu yeni bloğu, hayatımızın kısımlarına ne kadar yayabilirsek, başarıya giden yolda karşımıza çıkacak zorlukların direnme gücünü o kadar kırabilir; başarıya o derece kenetlenebiliriz.

Başlangıcı şahsen dijital ortamda ve başlangıç fermanım olan bu metinlerle yaptığım için, şahsıma ait bu metinleri şahsi dijital belleğimde yeni açtığım bir bloğa garantiye alarak işe başlıyorum. "Harddisk"imde "talipdrive" adlı bir dosya açarak yeniliğe başlıyorum.

Başlangıç olarak kategorizasyon ve organize olmak konusunda, olabildiğince az ve sade olmak ve dallı budaklı kafa karışıklıklarından uzak olmak çok önemli. Ne kadar sade olursan, o kadar başarıya yakınsın demektir. İşleri rayına oturtmadan dallandırmak, baştan pes etmeye sebep olabilir.

İnsan samimi olduğuna, iyi niyetli olduğuna, bütün insanlığın faydasına olduğuna inanıyorsa; gerçek kimliğini bütün insanlıktan gizleme gereksinimine girme ihtiyacı hissetmeyecektir şeklinde düşünüyorum. Bu yüzden ister sanal ortamda isterse de gerçek hayatta olsun, gerçek kimliğimin her zaman arkasında durmak isterim.

Sıra geldi işleri organize etmeye. Şu meşhur "Zihin Haritaları" tam benlik! İşlerimi çok kolaylaştıracağını düşünüyorum. Herşeyin kaydını tutmak, tek noktada birleştirebilmek, ve sâire. "talipdrive"ın içerisine bir "talipmap" dökümanı artık bizim merkez üssümüz. Her türlü gelişme bu noktanın gözetiminde.

23 Eylül 2011 Cuma

Giriş

Düşüncelerimiz ilk önce, anadilimizde olmalıdır. Çünkü kendimizi ifade edebileceğimiz en uygun araçtır anadil. Kendimizi ifade edebilmek demek, düşüncelerimizi ifade edebilmek demektir. Düşüncelerimizi ifade edebilmek demek, samimiyetimizi ortaya koyabilmek demektir. Hayatımızda hedefsiz geziniyor ve başarıya hasret yaşıyorsak -ki öyle-,  samimi değiliz demektir.

Gel gelelim başlangıçlara... Hayat; bütün katılımcılarıyla güzel organize olunmuş, uzun uzadıya bir maratondur. Kendimize hedef belirlemek, bu maratonda bayrak taşımaya aday olmak demektir. Bayrağı eline almış olmak, ulaşılmak istenen hedefle birlikte "mesafe"yi kendin belirleme iradesine sahip olmak demektir aynı zamanda.

Herşeyin bir başlangıcı vardır. Edebî anlamda yetersiz bir üslûbum olabilir ama bu, bir başka başlangıç yapmama engel teşkil etmez. Ve başlıyorum. Herşeye ve yeniden. Her zamanki gibi!

Farkındaysanız, "başarısızım" değil, "başarıya hasretim" dedim. İşte gücümü, kendimi ifade tarzımdan alıyorum.