Bütün insanlık, kendimizden başlar ve bütün insanlığa doğru ilerler. Lakin, bütün insanlığa ulabilirsiniz demiyorum. Kesinlik olmayabilir ama, inşallah vardır. İdeal olmayabilir ama, ideale yol almak vardır. Herkese ulaşmak olmayabilir ama, herkesi hedeflemek vardır.
Herkes nasıl hedeflenir ki? Herkes nasıl memnun edilebilir ki? Dünyadaki insanların sayısı kadar farklı karakter, farklı ayırım noktası ve farklı çatışmalar olabileceği söylendiği takdirde "bir kişi"nin herkesin odak noktasına yerleşebilmesinden nasıl söz edilebilir ki? İlginç ve karmaşık duruyor değil mi?
Lakin bu karmaşayı çözebilecek niteliklerde başka bir canlı yok yeryüzünde. Demek ki bunun üzerinde kafa yorma iradesi bizim elimizde. Lakin şu soru yönelebilir bana: "Neden bütün insanlık?" En uç olanları kendime sorarım ilk önce. "Herkes" ve "hiçkimse"dir çıkan sonuçlar. Hiçkimseyi seçmem için, çok itici sebepler gerekir. En şiddetli sebepler dahi olsa, bu kadar farklılıkları bir kürenin etrafında toplamak beni "herkes" sonucuna ulaştırır. Öteki türlü de zaten cevabım "herkes" olacaktır.
"Herkes"e faydası olamayacak bir şeyin, "hiçkimse"ye faydası olur. Varsındır, ya da yoksundur. Bir millete, devlete, gruba, canlı topluluğuna, cansız yığınına ya da başka kümeye, ya da bir bayana faydalı olmayı yeğlersin. Amaç olarak bunu belirlersin. Lakin; o belirli amaca yakınlaştıkça, o belirlilikten geriye kalan herşeye uzaklaşıyor olabilirsin, bilemezsin.
Onun için her zaman, herkese meyilliyimdir. Öyle olmalıyız. Yaşadığımız ortamdaki insanları biz belirlemedik. Yaşamayı hedeflediğimiz ortamlardaki insanları da biz belirlemiş olmayacağız. Düşmanlarımızı biz belirlemedik. Yaşadığımız ülkeyi, yaşadığımız ülkenin toprak sınırlarını, komşu ülkelerimizi, doğmuş olduğumuz milleti ya da etnik varlığı biz belirlemedik.
Biz belirleyebileceğimiz tek şey var; düşüncelerimiz. Bir insan düşünceleri kadar hür ya da tutsak olabilir. Maddi olarak kölelik devrinde ya da iradesinin kısıtlı olduğu bir devlet sınırları içerisinde dünyaya gelmiş olabilir. Lakin bu, o kişinin iradesi dışında olagelmiş birşeydir. Benim yapabileceğim tek şey, düşüncelerime yön verebilmektir.
Uzun lafın kısası demedik, birçok şeye değindik. Şimdi sıra geldi bütün insanlığa nasıl ulaşılacağına...
Kendimizden başlarız. Sahip olduğumuz hiçbir şeyin bizim irademizle gerçekleşmediği bilinciyle hareket eder, şahsımızdan geriye kalan herkese empati süzgecinden geçirdiğimiz davranışlarla hitap ederiz. Bu kadar basit. Kendimizden ve yakınımızdakilerden, uzağa ve bütün insanlığa doğru. Herkes bizim bildiklerimizi bilmiyor olabilir. Herkes bizim baktığımız kadar geniş açılı bakamayabilir. İnsanlara ne şekillerde ve nasıl ulaşabileceğimizi tespit etmeli, bir anda yakınımızdan uzağımıza nasıl iletişime geçebileceğimiz konusunda iyi organize olmalıyız.
24 Eylül 2011 Cumartesi
Herşeyi Garantiye Almak
Başlangıcı yaptığımıza göre sıra, herşeyi garantiye almaya geliyor. Herşeyi garantiye alabilmek için, zihnimizin bir bloğunu komple olarak yeni bir başlangıca ayırmak durumundayız. Zihnimizin bir bloğu demek; aynı zamanda hayatımızın her bölümünde yeniliğe ayrılmış bir kısım demektir. Odamızın, taşınılabilir belleğimizin, zamanımızın, karakterimizin, yediğimiz içtiğimizin, soluduğumuzun... Kısacası herşeyin! Zihnimizdeki bu yeni bloğu, hayatımızın kısımlarına ne kadar yayabilirsek, başarıya giden yolda karşımıza çıkacak zorlukların direnme gücünü o kadar kırabilir; başarıya o derece kenetlenebiliriz.
Başlangıcı şahsen dijital ortamda ve başlangıç fermanım olan bu metinlerle yaptığım için, şahsıma ait bu metinleri şahsi dijital belleğimde yeni açtığım bir bloğa garantiye alarak işe başlıyorum. "Harddisk"imde "talipdrive" adlı bir dosya açarak yeniliğe başlıyorum.
Başlangıç olarak kategorizasyon ve organize olmak konusunda, olabildiğince az ve sade olmak ve dallı budaklı kafa karışıklıklarından uzak olmak çok önemli. Ne kadar sade olursan, o kadar başarıya yakınsın demektir. İşleri rayına oturtmadan dallandırmak, baştan pes etmeye sebep olabilir.
İnsan samimi olduğuna, iyi niyetli olduğuna, bütün insanlığın faydasına olduğuna inanıyorsa; gerçek kimliğini bütün insanlıktan gizleme gereksinimine girme ihtiyacı hissetmeyecektir şeklinde düşünüyorum. Bu yüzden ister sanal ortamda isterse de gerçek hayatta olsun, gerçek kimliğimin her zaman arkasında durmak isterim.
Sıra geldi işleri organize etmeye. Şu meşhur "Zihin Haritaları" tam benlik! İşlerimi çok kolaylaştıracağını düşünüyorum. Herşeyin kaydını tutmak, tek noktada birleştirebilmek, ve sâire. "talipdrive"ın içerisine bir "talipmap" dökümanı artık bizim merkez üssümüz. Her türlü gelişme bu noktanın gözetiminde.
Başlangıcı şahsen dijital ortamda ve başlangıç fermanım olan bu metinlerle yaptığım için, şahsıma ait bu metinleri şahsi dijital belleğimde yeni açtığım bir bloğa garantiye alarak işe başlıyorum. "Harddisk"imde "talipdrive" adlı bir dosya açarak yeniliğe başlıyorum.
Başlangıç olarak kategorizasyon ve organize olmak konusunda, olabildiğince az ve sade olmak ve dallı budaklı kafa karışıklıklarından uzak olmak çok önemli. Ne kadar sade olursan, o kadar başarıya yakınsın demektir. İşleri rayına oturtmadan dallandırmak, baştan pes etmeye sebep olabilir.
İnsan samimi olduğuna, iyi niyetli olduğuna, bütün insanlığın faydasına olduğuna inanıyorsa; gerçek kimliğini bütün insanlıktan gizleme gereksinimine girme ihtiyacı hissetmeyecektir şeklinde düşünüyorum. Bu yüzden ister sanal ortamda isterse de gerçek hayatta olsun, gerçek kimliğimin her zaman arkasında durmak isterim.
Sıra geldi işleri organize etmeye. Şu meşhur "Zihin Haritaları" tam benlik! İşlerimi çok kolaylaştıracağını düşünüyorum. Herşeyin kaydını tutmak, tek noktada birleştirebilmek, ve sâire. "talipdrive"ın içerisine bir "talipmap" dökümanı artık bizim merkez üssümüz. Her türlü gelişme bu noktanın gözetiminde.
23 Eylül 2011 Cuma
Giriş
Düşüncelerimiz ilk önce, anadilimizde olmalıdır. Çünkü kendimizi ifade edebileceğimiz en uygun araçtır anadil. Kendimizi ifade edebilmek demek, düşüncelerimizi ifade edebilmek demektir. Düşüncelerimizi ifade edebilmek demek, samimiyetimizi ortaya koyabilmek demektir. Hayatımızda hedefsiz geziniyor ve başarıya hasret yaşıyorsak -ki öyle-, samimi değiliz demektir.
Gel gelelim başlangıçlara... Hayat; bütün katılımcılarıyla güzel organize olunmuş, uzun uzadıya bir maratondur. Kendimize hedef belirlemek, bu maratonda bayrak taşımaya aday olmak demektir. Bayrağı eline almış olmak, ulaşılmak istenen hedefle birlikte "mesafe"yi kendin belirleme iradesine sahip olmak demektir aynı zamanda.
Herşeyin bir başlangıcı vardır. Edebî anlamda yetersiz bir üslûbum olabilir ama bu, bir başka başlangıç yapmama engel teşkil etmez. Ve başlıyorum. Herşeye ve yeniden. Her zamanki gibi!
Farkındaysanız, "başarısızım" değil, "başarıya hasretim" dedim. İşte gücümü, kendimi ifade tarzımdan alıyorum.
Gel gelelim başlangıçlara... Hayat; bütün katılımcılarıyla güzel organize olunmuş, uzun uzadıya bir maratondur. Kendimize hedef belirlemek, bu maratonda bayrak taşımaya aday olmak demektir. Bayrağı eline almış olmak, ulaşılmak istenen hedefle birlikte "mesafe"yi kendin belirleme iradesine sahip olmak demektir aynı zamanda.
Herşeyin bir başlangıcı vardır. Edebî anlamda yetersiz bir üslûbum olabilir ama bu, bir başka başlangıç yapmama engel teşkil etmez. Ve başlıyorum. Herşeye ve yeniden. Her zamanki gibi!
Farkındaysanız, "başarısızım" değil, "başarıya hasretim" dedim. İşte gücümü, kendimi ifade tarzımdan alıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)